gaziantepozelegitim@gmail.com
0342 322 54 54  

Duyu bütünleme terapisi


Duyu bütünleme terapisi

Duyu Bütünleme Terapisi Sensory İntegration Duyusal Bütünleme

Duyu Bütünleme Nedir?

 

Duyu Bütünleme kuramı, 1960’lı yıllarda Jean Ayres tarafından geliştirilmiştir. Bir psikolog ve Ergoterapist olan Ayres, bu teori ile uzun yıllar çalıştığı gelişim bozukluğu gösteren çocukların ve ergenlerin duyusal mekanizmaları ile davranış ve nörolojik gelişimleri arasındaki ilişkileri açıklamaya çalışmıştır.

Duyu Bütünleme, genel olarak bebeğin ve çocuğun duyu organları yoluyla kendi vücudundan ve çevresinden gelen duyusal bilgileri (dokunmanın, hareketin, vücut duruşunun, koklamanın, tatmanın, hissetmenin, duymanın ve görmenin) hissetme, anlama ve organize etme becerisidir. Çevredeki uyaranlarla ilişkili duyu organları ile algılanan bilgiler, bebeğin ve çocuğun beyin gelişimi için büyük önem taşır. Beyin ve omurilikten oluşan merkezi sinir sisteminin gelişebilmesi için tüm duyulardan gelen bilgilere ve bunların arasında ilişki kurmaya ihtiyaç vardır. Bir başka deyişle duyu bütünlemenin anlamı, sinir sistemi ve beynin yönetimini arttırmasıdır. Bütün fonksiyonlar bir bütünlük gösterdiğinde denge, beden hareketleri yüksek derecede uyumlu olduğunda, öğrenme kolaylaşacak ve uyumlu davranışlar doğal olarak ortaya çıkacaktır. Duyusal bütünlük sosyo-duygusal gelişim, davranış kontrolü, dil gelişimi ve öğrenme için temel oluşturur.

Bebekler, çocuklar kendi duyu ve hareket sistemlerinden bilgileri alabilmeli ve otomatik olarak uygun hareket yeteneği kazanabilmelidirler. Vücutları çevreyle iletişimde, haberdar ve rahat olmalıdır; vücutlarına nasıl ve nerede dokunulduğu konusunda güvende ve bilgi sahibi olmalıdırlar. Öğretilmeden ve anlatılmadan, ne tür konulara dikkat etmek ve neleri umursamamak konusunda da bilgi sahibi olmalıdırlar.

Vücudumuza duyusal bilgi sağlayan duyu organları kas, vestibüler uyarım sağlayan kulak içindeki hareket reseptörü, burun, dil, deri üzerindeki reseptörler, kulaklar ve gözlerdir. Duyusal sistemimiz 7 farklı duyudan oluşur:

1. Taktil

2. Vestibüler

3. Proprioseptif

4. Görme

5. İşitme

6. Koklama

7. Tatma

Dünya hakkında edindiğimiz bütün bilgiler bize duyusal sistemimiz aracılığı ile gelir. Hepimiz tat, koku, görüntü ve sesle ilgili duyuları iyi tanıdığımız halde, çoğumuz sinir sistemimizin dokunma, hareket, yerçekimi kuvveti ve vücut pozisyonunu da hissettiğinin farkında değiliz. Çoğu duyusal sürecimiz sinir sistemimizde bilinçsiz düzeyde gerçekleştiği için genellikle bunların farkında olmayız. Örneğin yeterince iyi duyamayan ya da göremeyenler açısından hayatın ne denli zor olduğunu kolaylıkla anlayabiliriz, ama dokunma duyularından ya da hareket sistemlerinden aldıkları verileri algılayamayanlar için hayatın ne kadar zor olduğunu anlamakta güçlük çekeriz.

Öğrenmek için tek bir duyudan alınan mesaj yeterli değildir. Her an beyine sayısız duyusal bilgi girer ve beyin duyuları sıraya sokar, yerleştirir. Tıpkı hareket eden arabaların düzenini sağlayan trafik polisi gibi… Eğer duyular doğru şekilde organize olursa, beyin bu duyuları algılamada, davranışta ve öğrenmede kullanabilir. Eğer duyular organize olamazsa yaşam karışmış bir trafiğe benzer. Öğrenmek için bütün duyularımızı kullanarak algılamaya ve algılanan mesajlar arasında ilişki kurmaya ihtiyaç vardır. Örneğin dokunma duyusu ile alınan mesajlar; görmeye, görme duyusu ile alınan mesajlar, dengeye ve vücudun farkında olunmasına, bu da öğrenmenin gerçekleştirilmesine yardımcı olur.

Duyu Bütünleme, anne karnındayken başlar ve özellikle erken çocukluk yaşlarında hızlı bir şekilde gelişir. Bu süreç yaşam boyunca devam eder. Fakat duyusal sistemimizin temelleri 0 – 6 yaş aralığında belirlenir. Çünkü sinir sistemin bağlantıları bu yaş aralığında şekillenir. Bu sebeple erken müdahale çok önemlidir.